Oda Seçimlerinde Sandık Neden Boş Kalıyor?


Ülkemizde  dikkat edin oda seçimleri dönemlerinde hep aynı manzarayla karşılaşıyoruz.

Listeler hazırlanıyor, ziyaretler yapılıyor, vaatler sıralanıyor, mesajlar gönderiliyor…

Ama sandık başına gelindiğinde büyük bir sessizlik hâkim oluyor.

Üyelerin önemli bir kısmı, kendilerini doğrudan ilgilendiren oda seçimlerine katılmıyor.

Peki neden?

Bu durumu yalnızca “ilgisizlik” kelimesiyle açıklamak kolay ama eksik olur. Asıl mesele, yıllar içinde biriken güven kaybı, aidiyet eksikliği ve beklenti yorgunluğudur.

“Değişen Bir Şey Olmuyor” Algısı !

Oda üyelerinin en sık dile getirdiği cümle şu oluyor :

“Kim gelirse gelsin bir şey değişmiyor.”

Bu algı, katılımı öldüren en güçlü etkendir.

Seçimler bir umut üretmek yerine, bir formaliteye dönüştüğünde; sandık, üyeler için anlamını kaybeder.

Üye, oyunun sonucunun kendi mesleki hayatına dokunmadığını düşünüyorsa, sandığa gitmek için bir sebep de görmez.

Oda = Bina Algısı

Ne yazık ki birçok meslek mensubu için oda;

hak arayan, yol gösteren, mesleği savunan bir yapı değil,

sadece aidat ödenen faaliyet belgesi alınan bir bina olarak görülüyor.

Oda ile üye arasında güçlü bir bağ kurulmadığında, seçim de doğal olarak uzak bir konuya dönüşüyor.

Aidiyet yoksa katılım da olmuyor.

Gençler Neden Yok?

Bir diğer önemli sebep de genç meslek mensuplarının sürecin tamamen dışında kalmasıdır.

Kendilerine alan açılmadığını düşünen,

fikrinin dinlenmeyeceğine inanan gençler,

sandığı “başkalarının meselesi” olarak görüyor.

Oysa odaların geleceği tam da burada kaybediliyor.

Seçimler Yarış Değil, Nöbet Değişimi Gibi Algılanıyor!

Aynı isimler, aynı veya benzer kadrolar, aynı vaatler…

Bu tablo, seçimleri bir demokrasi şöleni olmaktan çıkarıp,

“sıra kimde?” anlayışına dönüştürüyor.

Gerçek bir vizyon ve farklılık hissedilmiyorsa,

üye için sandığa gitmek bir anlam ifade etmiyor.

Peki Çözüm Ne?

Çözüm, üyeyi seçimden seçime hatırlamakta değil.

Çözüm;

            Üyeyi dinleyen,

            Sahaya inen,

            Mesleki sorunlarda görünür olan,

            Sadece konuşan değil, sonuç üreten bir oda anlayışı inşa etmekte.

Üye şunu hissetmeli:

Bu oda benim odam. Burada benim de sözüm var.

İşte o zaman katılım artar.

İşte o zaman sandıklar dolar.

Son Söz

Oda seçimlerine katılımın az olması, bir sonuçtur; sebep değil.

Bu tabloyu değiştirmek için önce aynaya bakmak gerekir.

Sandığa gitmeyen üyeyi suçlamak kolaydır,

zor olan ise sandığı yeniden anlamlı kılmaktır.

Bazen yeni kana ihtiyaç olur, bu durumda mevcut  yöneticiler değişimin önünü açmalı , üyeleri için değişime ve gelişime  açık olmalı.

Unutmayalım:

Katılımın olmadığı yerde temsil,

temsilin olmadığı yerde güç olmaz, gücün olmadığı yerde de icraat olmaz.

Not: istisnalar vardır ancak istisnalar hiçbir zaman  kaideyi bozmaz!

                                                                                                 Hoşça kalın.

                                                                                                                                             FUAT ÖZDAĞ

                                                                                                                                     GAYRİMENKUL UZMANI